arayanlar bulamaz ama bulanlar hep arayanlardır...

Saturday, August 19, 2006

oğuz atay in günlüğünden

bugünlerde ilgi duyduğum, sevdiğim kimselerin yaşantılarının unutulup gitmesine karşı duyduğum tepki gittikçe büyüyor. onların nerelerde anlatılacağını düşünüyorum; hemen hepsi önemsiz sayılan kişiler. ne savaşlarda kahramanlıklar yapmışlar, ne de ondan sonra bu başarılarının üstüne oturup çiftlikler kurmuşlar. kimsenin doğru dürüst bir şey bilmediği bu ülkede belki ordan burdan bir şeyler makaslayarak eserler verselerdi, iyi kötü bir ansiklopedide iki üç satırla anılmaları işten bile değildi. [...] bu nedenle babacığım, günün birinde göreceksiniz bu ansiklopediyi tek başıma yazacağım. buna benzer denemelerim oldu; ama onlar senin deyiminle 'uydurma' şeylerdi; annemin seyrederken ağladığı filmler ya da okurken duygulandığı romanlar gibi 'hepsi uydurma'."

oğuz atay
20 ocak 1974

Thursday, August 17, 2006

pide salonlari

istanbulu kebab salonuna çevirdiniz demişti muhsin bey. haksız da değildi. istanbula ilk gelişimizde dürümcüler kebabcilar, her yer buram buram adana kokuyordu. aci sevmeyen kent insanina acısız alternatif olarak -urfa kebabı- sunulmuştu.
oysa pide her zaman bizdendi. fırında nar gibi kizaran pideler üst üste konup köşelerine tereyağı gezdirildikten sonra afiyetle yeniyordu. kiymali pidenin de alternatifi hazirdi : lahmacun. lahmacunu hep dürüm yapip yedik. pideleri ise dilimledik. herneyse istanbulda adam gibi pideci var mi ?

Wednesday, August 16, 2006

nereden başlasam nasıl anlatsam

ben de !!!